27 Kasım 2014 Perşembe
Bu bir imdat çağrısı; Vonk! Vonk! Vonk!
Neredeyse kör karanlik denilebilecek bir sokaga girip hizlica yurumeye basladi kadin. Cigerleri kopurune kadar yurudu, sonra kaldirim kenarina birakiverdi kendini. Kapatti gozlerini hemencecik. Duydugu, duyabilecegi hicbir sesten korkmuyordu artik. Tam hepsi gecti derken "vonk vonk"... "Vonk vonk vonk vonk vonk vonk vonk..." Yeniden basladi kafasinin icindeki yikilis. Tek bir adim bile atmaya hali kalmayan ayaklarini, yeniden koydu asfalt yolun uzerine. Gunahlarindan kacar gibi kosmaya basladi yine. Burnundan akan kan umrunda degildi, gözunu kör eden agri umrunda degildi, usulca akittigi goz yaslari umrunda degildi. Kafasinin icindeki sancidan kurtulmaya calisirken, adim adim onu takip eden vonk vonk sesleri umrunda degildi.
Cikan her sesle kafasina bir tas daha vuruyordu, bir damla daha kan geliyordu burnundan, bir damla daha akiyordu gozlerinden. Onu goremeyen hickimse umrunda degildi. Hissedemedigi, hissedilmedigi hicbir sey umrunda degildi. Sessizlik istiyordu yalnizca. Kafasindaki sesler sussun, insanlar sussun, dunya sussun... Ne zaman hayaline kavusacak gibi olsa bir tas daha vuruyordu kafasina ve Vonk! Hicbir sey pesini birakmadigi gibi bu ses de birakmiyordu pesini. Vonk. Vonk. Vonk.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder