24 Ağustos 2014 Pazar

Beni bilen son kişi öldüğünde...

"Keşke bir balina gibi özgür olsaydım" diyeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz okuyucu. Ama evet, bir balina olmayı isterdim! Hem de 17 metre uzunluğunda bir balina olmak isterdim. Görenlerin hayretle baktığı, güzelliğimle ya da çirkinliğimle insanları büyülediğim bir balina olmak  isterdim.

Gemicilerin çapkın; hayret, korku ve hayranlık dolu bakışlarını kuyruğumla savuruvermek, ardından güneşin parlak ışıklarına karşı, tuzlu pürüzsüz bedenimi germek isterdim. Millerce yüzmek, suyun altında nefes almadan dakikalarca durmak, kasıla kasıla "ben tanrıyım" diyerek yüzmek isterdim korkusuzca. Zaman gelirdi, ben de yaşlanırdım, ben de ölürdüm...

Ölünce nasıl mı olsun? Bir ülkenin kıyılarında başı boş sürüklensin mesela cesedim. Yine aşığım olan denizciler fark etsin beni, yine hayran kalsınlar. Heyecanla bana dokunmayı hayal etsin uzaktan görenler. Sonra karaya çekilsin cansızlığım. Önce meraklarını gidersinler sonra bir müzeye göndersinler beni. Tarihin içinde kaybolurken; beni bilen son insan öldüğünde yeniden birilerinin aklına kazınayım.

Ben aslında böyle sonsuz, böyle korkunç ve de böyle hayran kalınası olmayı isterdim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder