6 Ağustos 2014 Çarşamba

Katilimin dudaklarından öperim

"Hazır mısın Bahar, hazır mısın ömrümün dört mevsimi?" dedim. Ne yazık ki "Be.. Ben yapamam" diye bir cevap aldım Bahar’ımdan. Saçları güneş kokan kadın benimle gelmedi abi.

 Uykusuz geceleri olurdu kışları, bahar kadınıydı benim Bahar’ım, o yüzden. Gündüzleri bana gelirdi, yatağıma uzanır, uykusuzluktan kızarmış kocaman gözleri ile beni izlerdi, ben saçlarını koklarken uyuyakalırdı. Elleri, lapa lapa yağan kara karşın hep sıcak; teni, güneşe inat hep bembeyazdı. Üzerini örter, mutfakta işe koyulur, o uyanana kadar sıcak çikolata ya da sıcak çikolatalı süt hazırlardım. Bizim apartmanda bir ufaklık vardı, ufaklık dediğime bakma, 10 yaşında delikanlı. Saat 3’ü 5 geçe annesi ekmek almaya yollardı onu her gün. Bahar kokulum evde yalnız kalmasın diye Ekrem’i merdivende yakalar ona aldırırdım bisküviyi. Kar tenlim uyanınca sıcak çikolatasına bana bana yerdi onu.

Annesiyle ya da babasıyla kavga ederdi bazı zamanlar ya da işleri yolunda gitmezdi, kimsesiz hissederdi ya da sinirlenirdi. Fırtına gibi kadındı zaten benim zeytin gözlüm, ne zaman öyle olsa benden çıkarırdı acısını. Ben yürekli adamım abi, sesim hiç yükselmezdi ona, yükselemezdi. O bakar, ben ölürdüm. 
Yazları adalara giderdik, bankta oturmazdı benim aşk bahçem, çimen severdi. Önce ben uzanırdım çimene, o da göğsüme bırakırdı başını. Rüzgar onun tenini okşar, kokusunu yüreciğime doldururdu abi. 
Kışları bana gelirdi, aynı koltuğa uzanır film izlerdik, bazen uyuyakalırdı kucağımda, ben onu izlerdim. Hastalanırdı kimi zamanlar, ne zaman hapşıracak olsa, bal yüzünü göğsüme yaslardım, o da ellerini belime dolar, sıkı sıkı sarılırdı.

Ben iyi adamım abi, baharım sonsuz olsun istedim, olmadı, olamadı. 

Şimdi dört mevsim, mevsimsizim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder